Tribalite
http://tribalite.dinozoruz.com
pufff
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
THE DOORS:::....Dünyayı istiyoruz ve hemen şimdi

3 ARALIK 1943'te Amerika Florida'da doğdu. Asıl adı James Dougles Morrison. 3 Temmuz 1971'de öldü. Geriye müzik tarihinin en muhteşem grubu THE DOORS ile yüzlerce şiir, öykü, anı bıraktı.

Jim dört yaşındayken, ailesi ile seyahat sırasında bir kaza olduğunu görür. Kamyon ters dönmüş ve bir sürü kızılderili kan revan içindedir. Babası hemen arabadan inip ambulans çağırır. Jim ise şok geçirmekte ve sürekli kızılderililere bakmaktadır. Annesinin tüm yatıştırma çabalarına karşın O, yardım etmek istediğini söyler ve ağlamaya başlar. Yollarına devam ederler ama seneler sonra herkese, o anda ölen bir Kızılderilinin ruhunun içine girdiğini söyler.

Tüm öğrenim hayatı boyunca muazzam başarılar göstermiştir. IQ seviyesi, normal bir insanınkinden oldukça fazladır. Hatta Einstein’dan bile 4 puan fazladır. Çok okumakta ve notlar almaktadır. Henüz 13-14 yaşlarında iken Jack Kerouac’ın On The Road'ını okumuştur. Lisede ve üniversite de durum farklı değildir. O hep diğerlerinden farklıdır. Edebiyat öğretmenine göre James Joyce'ın Ulysses’ni okuyup anlayabilen tek öğrencidir. Bundan başka, Beat yazarları (Kerouac, Ginsberg, Ferlinghetti) ile Baudalaire, Rimbaud, Nietzsche'i okur. Aldoux Huxley'in The Door of Perception (Algının Kapıları) baş kitabıdır. Yüksek öğrenim için, UCLA Sinema Bölümü'ne devam eder. Değişik projeler üretir. Bitirme projesi için -film hakkında- bir film çeker ama filmi beğenilmez ve D alır. Daha sonra insanlar, Jim'in bu olaya çok üzüldüğünü hatta ağladığını söylerler.

Alkol kullanmakta. Ufaktan uyuşturucu ile haşır neşir olmaktadır. Arkasından acid, LSD gelir. Bu arada, hayatının aşkı Pam ile tanışır. İleride Pam ile evlenecekler, sıradan bir hatun olan Pam, Pamela Morrison adını alacaktır.

Okuldan arkadaşları ile sahilde muhabbet ederken arkadaşlarına dönüp şöyle der:

"Bir ROCK grubu kurmak istiyorum, ismi de DOORS olacak. Bilinenle bilinmeyen arasındaki kapı ve ben bu kapı olmak istiyorum."

Gerçekten de söylediğini yapmıştır Morrison. O'na Dionsyos dediler. Dionsyos, mitolojik bir Tanrı'dır, üstelik de şarap tanrısıdır.

Klavyeci Ray Manzarek ile tanışır ve O'na yapmak istediklerinden, DOORS projesinden ve şarkılarından söz eder. O anda DOORS kurulur. Birkaç yıl sonra da profesyonel müzisyenler olan Robby Krieger ve John Densmore'da gruba dahil olur.

DOORS kurulmuştur. Bir anda gençlerin dikkatini çekerler. Plakları yok satmakta, konserleri dolup taşmaktadır. 1966'da ilk albümleri THE DOORS'u yayınladıklarında müzik dünyasında büyük bir patlama yaşanır. TV şovlarına çıkarlar. Ama Morrison'ın asiliği başta Amerikan aileri olmak üzere tüm mutassıpların tepkisini çeker. Albümden çıkan ilk single'ları Light my fire ile yani "ateşimi körükle/yak" ile çok tepki çekerler. Ne kadar çok hayranları var ise, o kadar çok da düşmanları vardır. Konserlerde pornografik bir imaj çizmektedir DOORS. Ama Morrison, sadece insanlara özgürlüğü, dünyanın kayboluşunu, toplumun sıkıcı kurallarını anlatır. Partdiden partiye, konserden konsere koşmakta ve çok hzılı yaşamaktadırlar. Jimmy, her zaman en sonuna kadar gider ve her defasında bir öncekini aşmak ister. O'na göre otoriteye başkaldırmak hep ilgi çekicidir.

Çoğunlukla tüm şarkı sözlerini Jim yazar. Yazdıkları birer şarkıdan çok şiir gibidir. Sanki hepsinin ruhu vardır. Sahnede inanılmaz çılgınlıklar yapar. The End'de ise dinleyenleri kendinden geçirir. Artık o bir ilahtır.

1967'de Strange Days'i çıkarırlar. When the music's over ile müziğin en iyi dostu olduğunu haykırır insanlara. Kelebeğin çığlığını duymak istediğini söyler. Çılgınlıklar her gün artmakta, alkol ve uyuşturucu partileri tam gaz devam etmektedir.

Waiting for the sun 1968'de çıkar ve 1969'da da Soft Parade. Yavaş yavaş DOORS'un ışığı sönmektedir. Yıllar böyle geçmektedir. Jim, iyice dağıtmıştır. Herşyden sıkılmış. Kilo almış ve sakal bırakmıştır. Sürekli olarak sarhoş dolaşmaktadır. Grup ta dağılmıştır. Çünkü konserlere gelmemekte, stüdyoya gitmemekte ve devamlı içmektedir.

Pamela ile Paris'e giderler. Jim, 27 yaşında Paris'te kaldığı otelin banyosunda ölür. Raporuna, ölümün kalp krizi olduğunu yazan doktorun, izine rastlanmaz. Amerika, Jim'i topraklarına kabul etmeyeceğini açıklar. Ve Morrison da çok istediği Pere Lachaise mezarlığına gömülür.

O'ndan geriye 6 güzel albüm, bir şiir albümü, iki konser albümü ve şiirleri kaldı. O öldükten sonra diğer DOORS elemanları iki albüm yaptılar. "The Mosquito" ve "It slipped my mind" adını taşıyan albümler hiç satmadı ve asla diğer albümler gibi olmadı.

THE DOORS artık müzik yapmıyor ama yaptıkları müzik hala dinleniyor. O'nun gibi biri daha gelmedi ve gelmeyecek.

Benim için Morrison ve Doors

Müziğe başlamama sebeptir Morrison. 12 yaşındayım, Özgür abi var, üniversitede okuyor, cd yok, internet yok, yabancı kaset bile yok gibi, ben hep Mfö/Barış Manço dinliyorum ve 80'lerin popunu takip ediyorum. Özgür abi bana bir gün bi kaset veriyor ve diyor ki: "şunu dinle", verdiği
kaset ne şekilde kaydedildiği belli olmayan THE DOORS kaseti ve hayatmı kaydıran, toprağına elimi sürmek icin ömrüm boyunca beklediğim, seneler boyu para biriktirip ve nihayet 2000'de bunu başardığım şahsiyet JIM MORRISON.

Her şey O'nunla başladı. Grundig marka küçücük teybimin karşısına geçip, o çocuk aklımla "tamam işte bu" dediğimi şu an bile çok net hatırlıyorum. Aradan yüzyıllar geçmiş olsa da...

Benim için böyle bir anlamı da vardır. 12 yaşındayken kendime verdiğim sözü tuttum ve biriktirdiğim ilk parayla O'nu ziyarete gittim Paris'e. Mezarı başında "Wild Love" ı söyledim. Küpemin tekini kulağımdan çıkarıp, küçük bir şiir yazdığım kağıdın kenarına iliştirip toprağın içine yerleştirdim. Bir sigara içtim ve toprağında söndürdüm sigaramı.

"TANRILAR YENİ YARATIKLAR" kitabından seçtiklerim :

. / . Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi istiyoruz. Onların silahları var ama biz çoğunluğuz.

. / . Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum. Neler olacağını merak ettim. Hepsi bu: Sadece merak.

. / . Bütün eğlenceler ölüm düşüncesini içerir.

. / . Rahimde hepimiz kör mağara balıklarıyız.

. / . Uyku her gece dalınan okyanus derinlikleridir. Sabah uyanırsın üstünden sular damlayarak, nefes nefese ve gözlerin yanarak.

. / . Çatıları, duvarları yık, bütün odaları aynı anda gör.

. / . Filmler yapay olarak döllenmiş fotoğraflar bütünüdür.

. / . Yaşamlarımız bizim adımıza yaşanır. Bizse ancak başkalarınınkini esir etmeye çalışabiliriz.


[Haberin Eklenme Tarihi: 16.01.2007]

Haberlerin Tamamı >>